31 Mart 2009 Salı






MUHSİN YAZICI OĞLUNUN SİYASİ HAYATI






İşte Yazıcıoğlu’nun siyasi mücadeleyle dolu yaşam öyüsü:
Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas’ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı.
Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972′de Ankara’ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladı.
1968′de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı. Ankara’ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78).
1978′de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.
12 Eylül 1980′de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.
Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nın başkanlığını yaptı.
1987′de arkadaşları ile birlikte MÇP’de siyasete girdi. MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.
1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak” sloganıyla, Sivas’tan milletvekili seçildi.
1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP’den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.
24 Aralık 1995′te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP’tan istifa ederek, BBP’ye döndü.
26 Nisan 1998′de yapılan 3. Büyük Kurultay’da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay’da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay’da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay’da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay’da ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir.
22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP’nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas’tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekilliğine seçilmiştir.Daha sonra BBP’ye katılarak TBMM’de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP’yi Meclis’te temsil etmiştir.19 Ağustos’ta yapılmış olan BBP’nin 3.Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur.
Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıydı..

30 Mart 2009 Pazartesi

ÜŞÜYORUM


SAYIN BBP GENEL BAŞKANI MUSİN YAZICIOĞLU ANISINA



Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum



Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum


Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum


Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın.


Beton çok soğuk, üşüyorum…




SAYIN: MUHSİN YAZICIOĞLU


23 Mart 2009 Pazartesi

NEVROZE PİROZ




Toprak ana uyanıyor
Bugün nevruz bayramıdır.
Tek tek ateşler yanıyor
Bu gün nevruz bayramıdır

Uyanır artık tabiat
Kuşlar açıverir kanat
Erenler eyler nasihat
Bu gün nevruz bayramıdır.

Renk renk giyilir urbalar
Herkes cananını arar
Bu bayramda bir ahenk var
Bu gün nevruz bayramıdır.

Dargın olan barışacak
Kızanlarım yarışacak
Bahar geldi gül açacak
Bu gün nevruz bayramıdır

Yeni gündür başlar bugün
Türk soyları yapar düğün
Kutlarsan geçer efkarın
Bu gün nevruz bayramıdır

Türlü çiçekler açılır
Etrafa koku saçılır
Tas tas kımızlar içilir
Bu gün nevruz bayramıdır

YUNUS bekletme beni
Al eline maşrapanı
Ab-u hayat pınarını
Boşalt nevruz bayramıdır

19 Mart 2009 Perşembe

SINAV KAYGISI

Kaygı genelde, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren aşırı uyarılmışlık durumudur.


Sınav Kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan, yoğun kaygı, sınav kaygısı diye ifade edilir. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise, kişinin enerjisini verimli bir biçimde kullanmasını, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesini engeller. Kişi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performans düzeyine erişemez.

Sınav Kaygısı yaşayan öğrenciler, çalışmalarını planlamakta, doğru düşünmekte, konsantre olmakta ve çalıştığı konuları hatırlamakta güçlükler yaşarlar.

Sınav Kaygısının Etkileri

· Öğrenilen bilgilerin aktarılamasında güçlük yaşanması,

· Okuduğunu anlama ve düşüncelerini düzenlemede zorluklar,

· Dikkatte azalma, dikkatin sınavın içeriğine değil sınava bağlı olarak yaşanan başka olaylara odaklanması,

· Zihinsel becerilerin zayıflaması, bilgilerin hatırlanmasının engellenmesi,

· Mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkması gibi...

Sınav Kaygısıyla Başetmek İçin Yapılabilecekler

Öneri 1: Sınava Hazırlık

· Çalışma stratejinizi belirleyin, zamanınızı düzenleyin, sorumluluk alın ve hazırladığınız programa uyun.

· Çalışma zamanı geldiğinde ÇALIŞIN; ertelemeyin, programınızı değiştirmeyin ve çalışmamak için bahaneler yaratmayın.

· Hazırladığınız çalışma planına uyarak çalışmalarınızı gözden geçirin, yemek, uyku ve rahatlamak için zamanı planladığınız yönde kullanın.

· Sınavlarınız başlamadan en az iki hafta önce çalışma programınızı hazırlayın.

· Programınızda sosyal etkinliklere ders aralarında molalara yer verin.

· Programınızda kendiniz için ayırdığınız zamanı, dersleri ve sınavları düşünerek geçirmeyin.

Öneri 2: Özbakım

· Alkol, kafeinli içecekler ve nikotinden kaçının.

· Dengeli uyuyun.

· Dengeli beslenin az ve sık yeyin, bol miktarda sıvı alın.

· Sınav günü kahvaltı yapmak ve hazırlanmak için yeterince zaman ayırın.

· Sınavda gerekli olabilecek araç-gereci yanınıza aldığınıza emin olun (kalem, silgi vb.).

· Sınav mekanına erken gidin, kaygılı öğrencilerden uzak durun, çünkü kaygı bulaşıcıdır.

Öneri 3: Rahatlama

· Sınav süresince; “Hiçbirşey yapamayacağım, sınav kötü geçecek, ya soruları yanıtlayamazsam" ya da "Herşeyi unuttum” gibi olumsuz düşünceleri aklınızdan çıkarın ve rahatlamak için:

Doğal bir şekilde burnunuzdan nefes alın. Aldığınız nefes, göğüs kafesinizi değil, diyaframınızı aşağı doğru itip karnınızı şişirsin. Nefesinizi bir iki saniye tutun daha sonra ağzınızdan verin. Bu egzersizi günde 2-3 kez tekrarlayın.

Sinav Esnasında

¨ Olumlu düşünün: kendinizle olumlu dialog içine girin:

-“Ben bu sınavı başarabilirim.”

-“Kendimi rahat hissediyorum ve herşey yolunda” gibi…

¨ Özellikle sınav öncesinde kendinizi diğer sınıf arkadaşlarınızla kıyaslamayın.

¨ Sınavdan hemen önce sınavla ve sınav konuları ile ilgili sınıf arkadaşlarınızla tartışmayın.

¨ Sınav salonunda dikkatinizin en az dağılacağı bir yere oturun.

¨ Sınav soru ve açıklamalarını dikkatle okuyun.

¨ Panik olduğunuzu ya da heyecanlandığınızı hissettiğinizde, rahatlama tekniklerini uygulayın, sakinleşmek için kendinize bir iki saniye zaman tanıyın.

¨ Sadece sınava odaklanın.

¨ Eğer sınavı çok zor bulduysanız yine de yılmayın ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın.




EN SON TEKNOLOJİ HARİKALARI
















18 Mart 2009 Çarşamba

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

M. Kemal ATATÜRK


“Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız.”

İngiliz Başbakanı Asquith


“Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum.”

Churchill


“... Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşmamn taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.” [439]


“Avrupa’da hizbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklierle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”
General Tawshend Alman Generali Liman von


“Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu.”

Robert Rhodes James




17 Mart 2009 Salı

BİR SPERDİ ANADOLU


Bıçak sırtı bir zamandi...
Vatanın ciğerinde yılan dili hançer.
Çanak kırılmış,kale kuşatılmıştı,
Uzun zamandır diş bileyenler köşelerinde,
Sırtını sıvazlıyordu yeleli küheylanlar yerine,
Çelikten zırhlara sarılmış cücelerin
Bir kanadı kırık,mazlum kölelerin,
Tedirgindi yıldızlar top ve gülle sesinden,
Toplar titriyordu mahçup ve derinden,
Kan rengi bir çiçek açıyordu toprakta.



Bıçak sırtı bir zamandı...
Bir sperde buluştu bütün Anadolu.
Kimi köyünden,kimi ilinden koyup yarini
Beşikte bebesini,çileli anasını
Akın akın cepheye koştu.
Kimi mektepli,kimi yoksul bir rençper.
Tekirdağlı Halil,Antepli Hasan,Bayburtlu Ömer
Omuz omuza,sırt sırta
Tek yumruk,tek yürek,tek bir isim oldu.
Kimi Urfa'lı,kimi İstanbul
Kimi Adana'lı,kimi Erzurum
Aydın'lısı,Van'lısı,Trabzon'lusu
Aynı duada,aynı kıblede buluştu.
Bir avuç kuru üzüm,bir kuru ekmeği
Bir yudum suyu paylaştılar kardeşçe
Vatan uğruna,özgürlük uğruna
Namus uğruna vurdu,vuruldu.



Bir rüzgar estiki toprak ürperdi sesinden,
Ekmek yok,mermi yok,ümit tükendi derken,
Anafartalardan bir rüzgar esti bütün cepheye,
"Size taaruzu değil,ölmeyi emrediyorum!"
Duyarda dururmu memedim hiç?
Sel oldu,fırtına oldu,
Bir gül gibi düştü toprağa,
Dayanamadı yıldız,hilale girdi,
Batırdı batan gün,doğuda yaniden doğdu,
Bir karış toprakta kavuştu bütün Anadolu,
Telli duvaklı bir düğün kurdu.