30 Mart 2009 Pazartesi

ÜŞÜYORUM


SAYIN BBP GENEL BAŞKANI MUSİN YAZICIOĞLU ANISINA



Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum



Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum


Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum


Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın.


Beton çok soğuk, üşüyorum…




SAYIN: MUHSİN YAZICIOĞLU


23 Mart 2009 Pazartesi

NEVROZE PİROZ




Toprak ana uyanıyor
Bugün nevruz bayramıdır.
Tek tek ateşler yanıyor
Bu gün nevruz bayramıdır

Uyanır artık tabiat
Kuşlar açıverir kanat
Erenler eyler nasihat
Bu gün nevruz bayramıdır.

Renk renk giyilir urbalar
Herkes cananını arar
Bu bayramda bir ahenk var
Bu gün nevruz bayramıdır.

Dargın olan barışacak
Kızanlarım yarışacak
Bahar geldi gül açacak
Bu gün nevruz bayramıdır

Yeni gündür başlar bugün
Türk soyları yapar düğün
Kutlarsan geçer efkarın
Bu gün nevruz bayramıdır

Türlü çiçekler açılır
Etrafa koku saçılır
Tas tas kımızlar içilir
Bu gün nevruz bayramıdır

YUNUS bekletme beni
Al eline maşrapanı
Ab-u hayat pınarını
Boşalt nevruz bayramıdır

19 Mart 2009 Perşembe

SINAV KAYGISI

Kaygı genelde, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren aşırı uyarılmışlık durumudur.


Sınav Kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan, yoğun kaygı, sınav kaygısı diye ifade edilir. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise, kişinin enerjisini verimli bir biçimde kullanmasını, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesini engeller. Kişi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performans düzeyine erişemez.

Sınav Kaygısı yaşayan öğrenciler, çalışmalarını planlamakta, doğru düşünmekte, konsantre olmakta ve çalıştığı konuları hatırlamakta güçlükler yaşarlar.

Sınav Kaygısının Etkileri

· Öğrenilen bilgilerin aktarılamasında güçlük yaşanması,

· Okuduğunu anlama ve düşüncelerini düzenlemede zorluklar,

· Dikkatte azalma, dikkatin sınavın içeriğine değil sınava bağlı olarak yaşanan başka olaylara odaklanması,

· Zihinsel becerilerin zayıflaması, bilgilerin hatırlanmasının engellenmesi,

· Mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkması gibi...

Sınav Kaygısıyla Başetmek İçin Yapılabilecekler

Öneri 1: Sınava Hazırlık

· Çalışma stratejinizi belirleyin, zamanınızı düzenleyin, sorumluluk alın ve hazırladığınız programa uyun.

· Çalışma zamanı geldiğinde ÇALIŞIN; ertelemeyin, programınızı değiştirmeyin ve çalışmamak için bahaneler yaratmayın.

· Hazırladığınız çalışma planına uyarak çalışmalarınızı gözden geçirin, yemek, uyku ve rahatlamak için zamanı planladığınız yönde kullanın.

· Sınavlarınız başlamadan en az iki hafta önce çalışma programınızı hazırlayın.

· Programınızda sosyal etkinliklere ders aralarında molalara yer verin.

· Programınızda kendiniz için ayırdığınız zamanı, dersleri ve sınavları düşünerek geçirmeyin.

Öneri 2: Özbakım

· Alkol, kafeinli içecekler ve nikotinden kaçının.

· Dengeli uyuyun.

· Dengeli beslenin az ve sık yeyin, bol miktarda sıvı alın.

· Sınav günü kahvaltı yapmak ve hazırlanmak için yeterince zaman ayırın.

· Sınavda gerekli olabilecek araç-gereci yanınıza aldığınıza emin olun (kalem, silgi vb.).

· Sınav mekanına erken gidin, kaygılı öğrencilerden uzak durun, çünkü kaygı bulaşıcıdır.

Öneri 3: Rahatlama

· Sınav süresince; “Hiçbirşey yapamayacağım, sınav kötü geçecek, ya soruları yanıtlayamazsam" ya da "Herşeyi unuttum” gibi olumsuz düşünceleri aklınızdan çıkarın ve rahatlamak için:

Doğal bir şekilde burnunuzdan nefes alın. Aldığınız nefes, göğüs kafesinizi değil, diyaframınızı aşağı doğru itip karnınızı şişirsin. Nefesinizi bir iki saniye tutun daha sonra ağzınızdan verin. Bu egzersizi günde 2-3 kez tekrarlayın.

Sinav Esnasında

¨ Olumlu düşünün: kendinizle olumlu dialog içine girin:

-“Ben bu sınavı başarabilirim.”

-“Kendimi rahat hissediyorum ve herşey yolunda” gibi…

¨ Özellikle sınav öncesinde kendinizi diğer sınıf arkadaşlarınızla kıyaslamayın.

¨ Sınavdan hemen önce sınavla ve sınav konuları ile ilgili sınıf arkadaşlarınızla tartışmayın.

¨ Sınav salonunda dikkatinizin en az dağılacağı bir yere oturun.

¨ Sınav soru ve açıklamalarını dikkatle okuyun.

¨ Panik olduğunuzu ya da heyecanlandığınızı hissettiğinizde, rahatlama tekniklerini uygulayın, sakinleşmek için kendinize bir iki saniye zaman tanıyın.

¨ Sadece sınava odaklanın.

¨ Eğer sınavı çok zor bulduysanız yine de yılmayın ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın.




EN SON TEKNOLOJİ HARİKALARI
















18 Mart 2009 Çarşamba

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

M. Kemal ATATÜRK


“Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız.”

İngiliz Başbakanı Asquith


“Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum.”

Churchill


“... Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşmamn taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.” [439]


“Avrupa’da hizbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklierle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”
General Tawshend Alman Generali Liman von


“Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu.”

Robert Rhodes James




17 Mart 2009 Salı

BİR SPERDİ ANADOLU


Bıçak sırtı bir zamandi...
Vatanın ciğerinde yılan dili hançer.
Çanak kırılmış,kale kuşatılmıştı,
Uzun zamandır diş bileyenler köşelerinde,
Sırtını sıvazlıyordu yeleli küheylanlar yerine,
Çelikten zırhlara sarılmış cücelerin
Bir kanadı kırık,mazlum kölelerin,
Tedirgindi yıldızlar top ve gülle sesinden,
Toplar titriyordu mahçup ve derinden,
Kan rengi bir çiçek açıyordu toprakta.



Bıçak sırtı bir zamandı...
Bir sperde buluştu bütün Anadolu.
Kimi köyünden,kimi ilinden koyup yarini
Beşikte bebesini,çileli anasını
Akın akın cepheye koştu.
Kimi mektepli,kimi yoksul bir rençper.
Tekirdağlı Halil,Antepli Hasan,Bayburtlu Ömer
Omuz omuza,sırt sırta
Tek yumruk,tek yürek,tek bir isim oldu.
Kimi Urfa'lı,kimi İstanbul
Kimi Adana'lı,kimi Erzurum
Aydın'lısı,Van'lısı,Trabzon'lusu
Aynı duada,aynı kıblede buluştu.
Bir avuç kuru üzüm,bir kuru ekmeği
Bir yudum suyu paylaştılar kardeşçe
Vatan uğruna,özgürlük uğruna
Namus uğruna vurdu,vuruldu.



Bir rüzgar estiki toprak ürperdi sesinden,
Ekmek yok,mermi yok,ümit tükendi derken,
Anafartalardan bir rüzgar esti bütün cepheye,
"Size taaruzu değil,ölmeyi emrediyorum!"
Duyarda dururmu memedim hiç?
Sel oldu,fırtına oldu,
Bir gül gibi düştü toprağa,
Dayanamadı yıldız,hilale girdi,
Batırdı batan gün,doğuda yaniden doğdu,
Bir karış toprakta kavuştu bütün Anadolu,
Telli duvaklı bir düğün kurdu.


















31 Ocak 2009 Cumartesi

EDİSONUN HAYATI


EDİSONUN HAYATI

İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 11 Şubat 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Alman – İngiliz asıllı ve Hollanda göçmeni, koltukçu bir babanın ve İskoç asıllı eski bir Öğretmen olan annenin son ve yedinci çocuklarıydı.


Babası’nın Milano’da işi bozulunca yedi yaşında Michigan'daki Mich Port Huron’a göç etmek zorunda kalmışlardı. Edison burada orta halli bir ailenin çocuğu olarak büyümeğe başladı ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.


Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday'ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı.


Onbeş yaşına gelince kendi kazandığı tüm parayı bir baskı makinesine yatırdı ve Weekly Herald adlı bir gazete çıkardı. Bu gazetenin yazılarını kendisi trende yazıyor ve evde basıyordu. Ancak bir gün hareket halindeki bir furgona atlarken bir tren memuru tarafından yakalandı. Memur kulağını o kadar çekti ki günlerce kulak ağrısından kıvranmak zorunda kaldı.


Ancak bu olay sonradan daha da ilerleyen sağırlığının başlangıcı oldu. Edison onaltı yaşındayken telgrafçılığı öğrendi ve ve dört yıl boyunca Middle West’te telgraf memuru olarak dolaştı. Bir Mucit olma isteği onda bu yıllarda başladı.1868'de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı.


Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Boston'dan ayrılarak New York'a yerleşti. Edison'un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company'den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu.


Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.Bu parayla New Jersey'deki Newark'ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey'deki Menlo Park'ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı. Edison’un patentini aldığı 1300’den fazla icadı vardır.


Edison, 1876'da Graham Bell'in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877'de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi.

Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.1878'de William Wallace'in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company'yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu.


Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879'da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı.

Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı.1879’da Edison bir elektrik ampulü icat etti. Kömürleştirilmiş iplikten Flamanlarla deneyler yaptıktan sonra karbonlaştırılmış kağıt flamanda karar kıldı. 1880’de evde güvenle kullanılabilecek ampuller üreterek tanesini 2,5 dolara satmaya başladı.

Ancak 1878 yılında bir İngiliz bilim adamı olan Joseoh Swan da bir elektrik ampulü icat etmiştir. Ampul camdı ve içinde kömürleştirilmiş bir flaman bulunuyordu. Swan, ampulün içindeki havayı boşlattı çünkü havasız ortamda flaman yanıp tükenmiyordu. İşte son olarak da bu iki adam güçlerini birleştirmeye karar vererek Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.

İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison yaşamının sonuna kadar yeni buluşlar yapmaya devam etti. Geriye çığır açıcı buluşlarını yanı sıra, gözlemleriyle dolu 3.400 not defteri bıraktı. 18 Kasım 1931’de, 84 yaşındayken New Jersey de hayat veda etti.